SOMA KATLİAMINI UNUTMADIK!

Yaşanan, kaza değildir, kader değildir, madenciliğin doğasında olduğu söylenen, fıtrat hiç değildir.
Vahşi kapitalizmin rantı uğruna son yıllarda yaşanan en büyük iş cinayetleri sonucu, 13 Mayıs 2014’te 301 maden emekçisinin yaşamını yitirdiği Soma Katliamının 10. Yıl dönümü...

 

                    KADER DEĞİL CİNAYET! 

SOMA’da meydana gelen ve yüzlerce insanımızın ölümüne sebep olan patlama kaza değil, geleceği önceden belli olan bir katliamdır.

Yıllarca bu ülkede yapılmakta olan özelleştirmelerin çalışanları köleleştirmek ve kamu kaynaklarının iktidar yandaşlarına peşkeş çekildiğini söyledik. Özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarının ülkemizde iş kazalarını katladığına tanık olduk. İş kazalarının en yoğun yaşandığı sektörlerin başında ise madencilik sektörü gelmektedir. Türkiye’nin iş kazaları yönüyle Avrupa’da birinci, dünyada ise üçüncü sırda yer alması olayın acı yüzünü ortaya koymaktadır.

Tüm bu gerçeklere rağmen AKP hükümeti SOMA’daki iş kazalarının araştırılması için, CHP Manisa Milletvekili tarafından verilen araştırma önergesini TBMM’de reddederek bu acı sonu kendilerinin kurguladığını da beyan etmiştir. Sayın Başbakan’ın SOMA’yı ziyaretinde ise sadece işletme sahibinin elini sıkarak geçmiş olsun talebinde bulunması kimin yanında olduğunun göstergesidir. Bizlerin ve tüm ülke halkının yürekleri yanıyor. Yapılan tüm uyarılara rağmen iş güvenliği ve işçi sağlığı için gerekli önlemleri almayan, başta siyasal iktidar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Enerji Bakanı ve işletme sahibi suçludur ve ölümlerin sorumlusudur.

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yasasıyla devletin sorumluluğunu piyasaya devreden ve denetimi yapanların işverenden maaş aldığı bir sistem kuran ve bu alanda asıl denetim görevini yapması gereken meslek ve emek örgütlerini devre dışı bırakan anlayışları vicdanlarında kendilerini sorgulamaya davet ediyoruz.

Bizler çok iyi biliyoruz ki vicdan ve sorumluluk gibi paraya tahvil edilemeyecek duyguların bu ülkeyi yönetenler için hiçbir anlamı kalmamıştır. Artık üzülüp yerimizde oturmak yerine, öfkemizi açığa çıkarmamızın zamanı çoktan gelmiştir.

Ne yazık ki SOMA’da madende ne kadar işçinin çalıştığı bilinmediği gibi çocuk işçilerin de çalıştırıldığı iddialarına rağmen Çalışma Bakanı’nın “yasalara aykırı bir uygulama yoktur” açıklaması Başbakan’ın “bu mesleğin fıtratında ölüm vardır” diyerek 1800’lü yıllardaki maden kazalarında ölenlerin sayılarını yüksek göstererek SOMA’daki sayıyı az gösterme niyeti ölen insanların anısına yanı sıra 76 milyonluk ülke halkının tamamına küfür niteliğindedir.

Artık yeter diyoruz!

Bu ülke halkının böylesi acılara tahammülü kalmamıştır. Bu katliamın sorumlularının bir an önce adalete ve ülke halkına hesap vermesi gerekmektedir. Yaşananlar asla kader değildir. Siyasi iktidar sorumluluklardan kaçmamalıdır. Yanlış uygulamalardan bir an önce vazgeçerek, taşeron çalışma sistemini derhal yasaklamalıdır. Özelleştirilen ve stratejik önem arz eden madenlerin işletilmesi ve denetim işinin devlete devri gerekmektedir. Özellikle çalışanların iş güvenliği, işçi sağlığı ve sendikal haklarının tanınması ve uluslar arası Çalışma Örgütü (İLO) normlarında çalışma düzeninin sağlanması gerekmektedir.

(15/05/2024Tarihli Bildirimiz)